ARAÇTA BULUNDURULMASI ZORUNLU DANDİK NESNELER

Özellikle kış aylarında "yetkililer" TRT aracılığı ile bize sürekli uyarıda bulunurlar. Trafik işaret ve işaretçilerine uymamızı, araçlarımızda zincir-takoz-ve çekme halatı bulundurmamızı söylerler.
Kimi trafik polisleri arabaları durdurarak bunların olup olmadığının kontrolü ile görevlendirilir. İyi hoş... Kaza olmasın, insanlar ölmesin, analar ağlamasın v.b.

Siz hiç yol kenarında arıza yapan araçlar için konulan uyarı şeylerine dikkat ettiniz mi? Normalde o şeyin reflektör olması gerekir. Fakat nedense ve sanki o reflektör çok pahalı bir şeymiş gibi insanların arabalarında onlardan bulunmaz. Onun yerine reflekte edip geleni uyarma görevi, o anda arabada veya çevrede ne varsa ona yüklenmeye çalışılır. Bunun için beyin fırtınası yapsanız emin olun o söyleyeceklerinizin hemen hemen hepsini yol kenarlarında görebilirsiniz. Yağ bidonu, portakal kasası, kavun-karpuzu saymıyorum... Onlara alıştık bile diyebilirim. Yani yol kenarında bir yağ bidonu gördüğümde artık eminim ki ileride bir araç arıza yapmış.

Bu tür şeyleri bulundurmak herhalde bir zorunluluk ki Türkiye Şoförler Federasyonu'nun hazırlatıp kanalların en izlenmeyen saatlerinde yayınlanan uyarılarında buna uymayanlara bilmem ne kadar ceza puanı ve yanında "evlat acısı" gibi bir para cezasının uygulanacağı ısrarla vurgulanıyor. 
Bulundurulması zorunlu şeylerin arasında yangın söndürücü ve ilk yardım paketi de bulunmaktadır. Ben çok insan tanırım, uyduruktan bir sargı bezi ve oksijenli sudan oluşan "mucizevi" icatları bir kutuya koyarak bu ilk yardım paketi zorunluluğunu savuşturmuştur. Ve birçok gazete haberi okumuşumdur, aracında bulunan yangın söndürücü çalışmadığı için yaşlı gözlerle aracının yanışını izlemiştir. Sonuçta "var mı" sorusuna "evet var, aha burada" demek için konulan bu şeylerin fonksiyonel olup olmadığı kontrol edilemiyor. Trafik polisi her durdurduğu adamın yangın söndürücüsünün çalışıp çalışmadığını kontrol etse her tarafı toz duman olur.

Ne yapılması gerekir sorusunun cevabı o kadar basit ki. Madem bunlar insan hayatı için çok önemli ve o nedenledir ki bunu düşünemeyen insanlar için "zorunlu", deyin ki araba üreticilerine "kardeşim, sen bu bilmem kaçbin YTL'lik arabayı satarken sana zahmet bagajına da bilmem kaç sayılı kanuna göre bulundurulması zorunlu şeyleri atıver. Parası neyse fiyata ekle."
Yapılması çok mu zor birşey söylüyorum, imkansız mı bunu başarmak? İnsan hayatı riske girmeden niye düşünülmez insan hayatını emniyete almak? Üç kuruşluk kıytırık kırmızı ve plastik bir üçgen levha olmadığı için birilerinin gelen arabaların altında kalması saçma değil mi?

Araba konusunda hız almışken vites küçültmeden devam edelim. Tam olarak bilmiyorum ama şehirlerarası yollarda hız sınırı 130 km/saat galiba. Üç aşağı iner beş de yukarı çıkarsak onun gibi birşeyle karşılaşırız. Dünyanın her yerinde hız sınırları bu civardadır. Durum böyleyken, niye alıcı galeriye gittiği zaman maksimum hızı 160 olan bir arabaya burun kıvırır? Yasak olmasına rağmen 250-300 "yapacak" bir aracın üretimine ne gerek vardır? Bunu alan adamın arabayı kullanmak için kendi mülkünde Formula1 standartlarında 4-5 kilometrelik bir pisti mi vardır?

Polis görmediği müddetçe herşey serbesttir bu topraklarda. Böyle vakalar olur fakat Türk polisi yakalarsa ceza ödememek için çok numaralar geliştirmiştir bizim insanımız. Ricayla başlar, yalvarmayla devam eder, rüşvetle biter... O da yetmezse soyağacı bilgilerine atıfta bulunularak "sen benim kim olduğumu biliyor musun" cümlesi kurulur. Polisin görevleri arasında insanların kimin nesi olduğunu bilmek de vardır sanki.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !